top of page

İktisadi Terimler Sözlüğü

AB Tanımlı Genel Yönetim Nominal Borç Yükü

AB tanımlı genel yönetim nominal borç yükü, günümüzde kamu borçluluğunu değerlendirmede yaygın olarak kullanılan temel göstergelerden biridir. Bu gösterge hesaplanırken, genel yönetim kapsamındaki iç ve dış borç stoklarının toplamı esas alınmakta; söz konusu toplamdan belirli düzeltme kalemleri çıkarıldıktan sonra elde edilen tutar gayrisafi yurt içi hasılaya (GSYH) oranlanmaktadır.

AB tanımına göre genel yönetim nominal borç stoku; merkezi yönetim borç stoku (bütçe dışı fonlar ve döner sermayeler dâhil), yerel yönetimlerin borçları ve sosyal güvenlik kurumlarının borç stoklarının (işsizlik sigortası fonu dâhil) birleştirilmesiyle oluşturulmaktadır. Bu toplam, belirli ayarlama kalemleri dikkate alınarak nihai hâline getirilmektedir.

Ayarlama kalemleri üç ana unsurdan oluşmaktadır. Buna göre, genel yönetim kapsamındaki kurum ve kuruluşların kendi portföylerinde bulundurdukları Devlet İç Borçlanma Senetleri (DİBS) brüt borç stokundan düşülmekte; iskontolu olarak ihraç edilen DİBS’ler nominal değerleri üzerinden hesaplamaya dâhil edilmekte ve dolaşımdaki bozuk para tutarı merkezi yönetim iç borç stokuna eklenmektedir.

Son olarak, bu şekilde hesaplanan AB tanımlı genel yönetim nominal borç stokunun GSYH’ya oranlanmasıyla AB tanımlı genel yönetim nominal borç yükü elde edilmektedir.

ABD Merkez Bankası (Fed)

ABD Merkez Bankası (Fed), 1913 yılında kurulmuştur. Fed’in para politikasına yön veren üç temel amacı bulunmaktadır: en yüksek istihdam düzeyinin sağlanması, fiyat istikrarının korunması ve uzun vadeli faiz oranlarının makul seviyelerde tutulması.

Fed’in yönetim yapısı üç ana bölümden oluşur: Guvernörler Kurulu, Açık Piyasa İşlemleri Komitesi (FOMC) ve 12 bölgesel Federal Rezerv Bankası. Guvernörler Kurulu, ABD Başkanı tarafından atanan ve Senato tarafından onaylanan 7 üyeden oluşur. Bu üyeler 14 yıllık görev süresiyle atanır.

Açık (iç ve dış ekonomik denge açıkları)

Bir ekonomide iki temel denge bulunur: iç ekonomik denge ve dış ekonomik denge.

İç ekonomik denge iki bölümden oluşur. İlki özel kesim dengesidir. Bu denge, tasarruflar (S) ile yatırımlar (I) arasındaki farkı gösterir ve şu şekilde ifade edilir:

(S – I)

İç dengenin ikinci bölümü ise kamu kesimi dengesidir. Kamu gelirleri (T) ile kamu harcamaları (G) arasındaki fark bütçe dengesini oluşturur ve şöyle gösterilir:

(T – G)

Özel kesim dengesi ile kamu kesimi dengesinin toplamı, iç ekonomik dengeyi verir:

(S – I) + (T – G) = İç ekonomik denge

Dış ekonomik denge ise, ülkenin ihracat gelirleri (X) ile ithalat giderleri (M) arasındaki farktır ve şu şekilde tanımlanır:

(X – M) = Dış ekonomik denge

Bir ekonomide iç denge ile dış denge birbirine eşittir. Başka bir ifadeyle, iç ve dış ekonomik dengeler arasındaki fark sıfırdır:

(S – I) + (T – G) = (X – M)

Eğer iç ekonomik denge negatifse, yani ekonomi iç açık veriyorsa, aynı büyüklükte dış açık da söz konusu olur.

Bu çerçevede;

  • Yalnızca bir dengenin açık vermesi durumuna tekil açık,

  • Hem bütçe açığı hem de cari açık olması durumuna ikiz açık,

  • Buna ek olarak özel kesim açığının da bulunması durumuna ise üçüz açık denir.

Örneğin; Çin, Almanya ve Japonya’da yalnızca bütçe açığı bulunmaktadır (tekil açık). ABD, İngiltere ve Fransa’da hem bütçe açığı hem cari açık vardır (ikiz açık). Türkiye ve Polonya’da ise özel kesim açığının da eklenmesiyle üçüz açık durumu görülmektedir.

Açık piyasa işlemleri (APİ)

Para politikası açısından açık piyasa işlemleri, merkez bankalarının piyasadaki para miktarını artırmak veya azaltmak amacıyla hazine kâğıtlarını alıp satmalarıdır. Bu işlemler kapsamında alım-satım, kesin alım satım şeklinde yapılabileceği gibi, geri satım vaadiyle alım (repo) ya da geri alım vaadiyle satım (ters repo) yöntemleriyle de gerçekleştirilebilir.

Açık Pozisyon (Short Position)

bir yatırımcının sahip olmadığı bir varlığı ödünç alarak satması ve ileride daha düşük fiyattan geri almayı hedeflemesi durumudur.

Kısaca:

  • Yatırımcı fiyatların düşeceğini öngörür.

  • Varlığı yüksek fiyattan satar,

  • Daha sonra düşük fiyattan geri alarak aradaki farktan kâr etmeyi amaçlar.

Risk: Fiyatlar düşmek yerine yükselirse, zarar teorik olarak sınırsızdır.

Örnek:
Bir yatırımcı 100 TL’den bir hisseyi ödünç alıp satar. Fiyat 70 TL’ye düşerse geri alır ve 30 TL kâr eder. Ancak fiyat 150 TL’ye çıkarsa, 50 TL zarar eder.

Ahbap-çavuş kapitalizmi (Crony Capitalism):
Siyasal iktidar ile yakın ilişkileri bulunan kişi ya da şirketlerin, serbest rekabet ve piyasa kuralları yerine kişisel bağlantılar, ayrıcalıklar ve siyasi nüfuz yoluyla kamu kaynaklarına, ihalelere, teşviklere ve düzenleyici avantajlara erişim sağladığı ekonomik sistem. Bu yapıda kaynak tahsisi verimlilikten çok ilişkiler ağına dayanır; rekabet zayıflar, piyasa işleyişi bozulur ve gelir dağılımı olumsuz etkilenir.

Akım Değişken (Flow Variable):
Belirli bir zaman aralığı içinde ölçülen ve bu süre boyunca artan ya da azalan ekonomik büyüklükleri ifade eden değişkendir. Akım değişkenler, bir döneme (gün, ay, yıl gibi) bağlı olarak tanımlanır ve ekonomik faaliyetlerin hızını ya da miktarını gösterir.

Örnekler:
Gelir, harcama, tasarruf, yatırım, ihracat ve ithalat.

Akıl Yürütme Yöntemi:
Bireyin eldeki bilgi, gözlem ve varsayımlardan hareketle sonuçlara ulaşmasını sağlayan düşünme ve çıkarım sürecidir. Akıl yürütme, olaylar arasındaki neden-sonuç ilişkilerini kurarak doğru ya da tutarlı yargılara varmayı amaçlar.

Başlıca akıl yürütme yöntemleri:

  • Tümdengelim (Dedüksiyon): Genelden özele doğru çıkarım

  • Tümevarım (Endüksiyon): Özelden genele doğru çıkarım

  • Analoji (Benzeşim): Benzerliklerden hareketle sonuç çıkarma

Kısaca, akıl yürütme yöntemi düşüncenin düzenli ve mantıklı biçimde ilerlemesini sağlayan zihinsel tekniktir.

Algoritma:
Bir problemi çözmek ya da belirli bir sonuca ulaşmak için izlenen, başlangıcı ve sonu belli, adım adım ilerleyen, açık ve mantıklı işlemler dizisidir. Algoritmalar, her adımın net olduğu ve aynı girdilerle her zaman aynı sonucu ürettiği sistematik bir yol haritası sunar.

Özellikleri:

  • Sonlu sayıda adımdan oluşur

  • Açık ve anlaşılırdır

  • Sıralı ve mantıklıdır

  • Tekrarlanabilir sonuç verir

Örnek:
Bir sayının çift mi tek mi olduğunu belirlemek için izlenen adımlar bir algoritmadır.

Alternatif Maliyet (Fırsat Maliyeti):
Bir tercihte bulunulduğunda, seçilen seçenek uğruna vazgeçilen en iyi alternatifin sağladığı faydayı ifade eden maliyettir. Kaynaklar sınırlı olduğu için her seçim, başka bir seçenekten feragat edilmesini gerektirir.

Örnek:
Bir kişi parasını faize yatırmak yerine altın alırsa, alternatif maliyet, faizden elde edilebilecek getiridir.

Kısaca, alternatif maliyet **“seçilmeyen en iyi seçeneğin bedeli”**dir.

Altın:
Doğada saf hâlde bulunabilen, değerli bir maden olan ve tarih boyunca para, mücevher, tasarruf ve yatırım aracı olarak kullanılan kimyasal elementtir. Ekonomide altın, belirsizlik dönemlerinde güvenli liman olarak görülür; enflasyona ve kur riskine karşı değer saklama aracı işlevi görür. Aynı zamanda merkez bankalarının rezerv varlıkları arasında yer alır.

Altın Standardı:
Bir ülkenin para sisteminde, dolaşımdaki paranın değerinin belirli bir miktar altına sabitlendiği ve paranın istenildiğinde altınla değiştirilebildiği parasal sistemdir. Bu sistemde para arzı, ülkedeki altın rezervleriyle sınırlıdır.

Altın standardı, fiyat istikrarı sağlamayı ve para otoritesinin keyfî para basmasını engellemeyi amaçlamıştır. Ancak ekonomik büyümeyi sınırlaması ve kriz dönemlerinde esnek para politikası uygulanmasına izin vermemesi nedeniyle zamanla terk edilmiştir.

Amortisman:
Bir işletmenin sahip olduğu maddi duran varlıkların (makine, bina, araç vb.) zamanla yıpranması, eskimesi veya değer kaybetmesi nedeniyle oluşan kaybın, belirli bir süreye gider olarak dağıtılmasıdır.

Amortisman, varlığın maliyetinin tek seferde değil, kullanım ömrü boyunca muhasebeleştirilmesini sağlar ve işletmenin gerçek kârını daha doğru göstermeye yardımcı olur.

Ankes:
Genellikle bankacılıkta kullanılan bir terim olup, önceden tanımlanmış ve ihtiyaç halinde hemen kullanılabilen kredi veya limit anlamına gelir. En yaygın kullanımıyla ankes kredi, müşteriye tahsis edilmiş ancak henüz kullanılmamış, talep edildiği anda devreye giren kredi türüdür.

 Günlük dilde ise “ankes” kelimesi, bağlama göre hazır, anında erişilebilir anlamında da kullanılabilir (ör. ankes telefon: jetonlu/kartlı, anında kullanılan telefon).

Arbitraj:
Aynı varlığın farklı piyasalarda ya da farklı zamanlarda oluşan fiyat farklarından yararlanarak, risksiz ya da çok düşük riskle kâr elde etme işlemidir. Arbitrajda amaç, düşük fiyatlı piyasadan alım yapıp yüksek fiyatlı piyasada satmaktır.

Örnek:
Bir hisse senedi bir piyasada 100 TL, başka bir piyasada 102 TL ise, 100 TL’den alınıp 102 TL’den satılarak arbitraj kârı elde edilir.

Arbitraj işlemleri, piyasalar arasındaki fiyat farklarının kısa sürede kapanmasına katkı sağlar.

Arz Yönlü Ekonomi (Supply-Side Economics):
Ekonomik büyümenin, üretim ve arz kapasitesinin artırılmasıyla sağlanacağını savunan iktisadi yaklaşımdır. Bu görüşe göre vergilerin düşürülmesi, düzenlemelerin azaltılması ve yatırımların teşvik edilmesi; çalışma, tasarruf ve yatırım isteğini artırarak üretimi ve istihdamı büyütür.

Arz yönlü ekonomi, özellikle vergi indirimlerinin uzun vadede ekonomik faaliyetleri canlandırarak vergi gelirlerini de artırabileceğini öne sürer ve bu çerçevede Laffer Eğrisi ile ilişkilendirilir.

Asgari Ücret:
Devlet tarafından belirlenen ve işverenlerin çalışanlara yasal olarak ödeyebileceği en düşük ücret düzeyini ifade eden ücrettir. Asgari ücretin amacı, çalışanların temel yaşam ihtiyaçlarını karşılayabilecek bir gelir düzeyini güvence altına almak ve aşırı düşük ücret uygulamalarını önlemektir.

Asgari ücret; ekonomik koşullar, enflasyon, yaşam maliyeti ve istihdam durumu gibi unsurlar dikkate alınarak belirlenir.

Asimetrik Bilgi:
Bir ekonomik işlemde taraflardan birinin, diğer tarafa kıyasla daha fazla veya daha doğru bilgiye sahip olması durumudur. Bu bilgi eşitsizliği, piyasalarda yanlış kararlar alınmasına, kaynakların verimsiz dağıtılmasına ve güven sorunlarına yol açabilir.

Asimetrik bilgi, özellikle ters seçim (adverse selection) ve ahlaki tehlike (moral hazard) sorunlarıyla ilişkilidir.

Avrupa Birliği (European Union – AB):
Avrupa ülkeleri arasında ekonomik, siyasi ve hukuki iş birliğini geliştirmek amacıyla kurulmuş uluslarüstü bir örgüttür. Temeli, II. Dünya Savaşı sonrası barışın korunması ve ekonomik bütünleşmenin sağlanması hedeflerine dayanır.

Avrupa Birliği; tek pazar, ortak ticaret politikası, serbest dolaşım (mal, hizmet, sermaye ve iş gücü) gibi uygulamalarla üye ülkeler arasında entegrasyonu artırmayı amaçlar. Günümüzde AB, üye ülkeler arasında ortak politikalar geliştiren önemli bir ekonomik ve siyasi birliktir.

Avrupa İstikrar Mekanizması (European Stability Mechanism – ESM):
Euro Bölgesi ülkelerinde mali istikrarı korumak amacıyla kurulmuş, kalıcı bir finansal destek mekanizmasıdır. Borç krizi yaşayan veya finansal zorluk riski bulunan üye ülkelere, belirli ekonomik koşullar karşılığında kredi ve mali yardım sağlar.

ESM’nin temel amacı, Euro Bölgesi’nde ortaya çıkabilecek krizlerin diğer ülkelere yayılmasını önlemek ve ortak para birimi olan euronun istikrarını güvence altına almaktır. Destekler genellikle mali disiplin ve yapısal reform şartlarına bağlanır.

Avrupa Merkez Bankası (European Central Bank – ECB / Avrupa Merkez Bankası – AMB):
Euro Bölgesi’nin merkez bankası olup, temel görevi fiyat istikrarını sağlamak ve euro’nun satın alma gücünü korumaktır. Bu amaç doğrultusunda para politikasını belirler ve uygular.

ECB; faiz oranlarını belirleme, açık piyasa işlemleri yürütme ve bankacılık sistemini denetleme gibi görevler üstlenir. Ayrıca Euro Bölgesi’nde ortak para birimi olan euro’nun ihraç ve dolaşımını koordine eder. ECB, kararlarını üye ülkelerin hükümetlerinden bağımsız olarak alır.

Avrupa Yatırım Bankası (European Investment Bank – EIB):
Avrupa Birliği’nin kalkınma ve yatırım bankası olup, üye ülkelerde ve AB politikalarıyla uyumlu projelere uzun vadeli finansman sağlayan bir kuruluştur. Temel amacı, ekonomik büyümeyi, istihdamı ve bölgesel kalkınmayı desteklemektir.

Avrupa Yatırım Bankası; altyapı, çevre, enerji, ulaşım, eğitim ve yenilikçilik gibi alanlarda projeleri finanse eder. Kâr amacı gütmez; sağladığı kaynakları uygun koşullarla sunarak AB’nin ekonomik ve sosyal hedeflerine katkıda bulunur.

Ayı Piyasası (Bear Market):
Finansal piyasalarda fiyatların uzun süreli ve belirgin biçimde düşüş eğiliminde olduğu dönemdir. Genellikle yatırımcı güveninin azaldığı, beklentilerin olumsuzlaştığı ve satış baskısının arttığı piyasa koşullarını ifade eder.

Ayı piyasası çoğunlukla, varlık fiyatlarının zirve seviyelerinden yaklaşık %20 veya daha fazla gerilemesiyle tanımlanır. Ekonomik durgunluk, faiz artışları veya finansal krizler ayı piyasasını tetikleyebilir.

Ayrışma (Decoupling):
Bir ülkenin ya da ekonomik bölgenin ekonomik büyüme, finansal performans veya piyasa hareketlerinin, başka bir ülke ya da küresel ekonomideki gelişmelerden bağımsız veya farklı bir seyir izlemesi durumudur.

Ayrışma, özellikle gelişmekte olan ekonomilerin küresel krizlere rağmen büyümeye devam etmesi bağlamında kullanılır ve ekonomiler arasındaki eş yönlü hareketin zayıflamasını ifade eder.

Baltık Kuru Yük Endeksi (Baltic Dry Index – BDI):
Dünya genelinde ham maddelerin denizyolu ile taşınma maliyetlerini ölçen bir endekstir. Özellikle demir cevheri, kömür ve tahıl gibi ham maddelerin kuru yük gemileriyle taşınmasını kapsar.

BDI, küresel ticaret ve ekonomik aktivite hakkında öncü bir gösterge olarak kabul edilir; endeks yükseldiğinde, talep ve ekonomik büyümenin arttığı; düştüğünde ise talep ve ekonomik aktivitenin yavaşladığı yorumlanır.

Bavul Ticareti:
Bir ülkeden satın alınan malların, ticari ithalat–ihracat prosedürlerine tabi tutulmadan, yolcu beraberinde başka bir ülkeye götürülerek satılması şeklinde gerçekleştirilen; genellikle küçük ölçekli, kısmen veya tamamen kayıt dışı nitelik taşıyan dış ticaret faaliyeti.

Beş Yıllık Kalkınma Planı:
Bir ülkenin doğal, beşeri ve ekonomik kaynaklarını dikkate alarak orta vadeli kalkınma hedeflerini belirleyen; bu hedeflere ulaşmak amacıyla izlenecek politika, strateji ve uygulama araçlarını ortaya koyan, genellikle beş yıllık dönemler için hazırlanan resmî planlama belgesi.

Bilanço:
Bir işletmenin veya kurumun belirli bir tarihte sahip olduğu varlıkları (aktifler) ile bu varlıkların finansman kaynaklarını gösteren borç ve özkaynaklarını (pasifler) karşılıklı olarak sunan temel mali tablo.

Bilgi Ekonomisi:
Bilginin üretilmesi, işlenmesi, paylaşılması ve ticarileştirilmesinin ekonomik büyüme ve rekabet gücünün temel kaynağı hâline geldiği; insan sermayesi, teknoloji, Ar-Ge ve yenilik faaliyetlerinin belirleyici rol oynadığı ekonomik yapı.

Bilgi Teknolojisi:
Bilginin toplanması, işlenmesi, depolanması, iletilmesi ve kullanılmasını sağlayan donanım, yazılım, ağ sistemleri ve ilgili süreçlerin tamamını kapsayan teknoloji alanı.

Bilgi Toplumu:
Bilginin üretilmesi, paylaşılması ve etkin kullanımının toplumsal ve ekonomik yapının temel unsuru hâline geldiği; eğitim düzeyi, teknoloji kullanımı ve yenilik kapasitesinin bireylerin refahını ve toplumsal gelişmeyi belirlediği toplum yapısı.

Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP):
Birleşmiş Milletler bünyesinde faaliyet gösteren; yoksulluğun azaltılması, sürdürülebilir kalkınma, demokratik yönetişim ve insanî gelişmenin desteklenmesi amacıyla ülkelere politika danışmanlığı, teknik destek ve finansman sağlayan uluslararası kalkınma kuruluşu.

Bono:
Devletin veya özel sektör kuruluşlarının kısa vadeli finansman ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla ihraç ettikleri; belirli bir vade sonunda nominal değer üzerinden geri ödenen, faiz geliri sağlayan borçlanma senedi.

Borç Stoku
Bir kamu kurumu, işletme veya ekonominin belirli bir tarih itibarıyla geri ödenmemiş tüm iç ve dış borçlarının anapara tutarını ifade eden toplam borç yükü.

Borç Yükü:
Bir kamu kesimi, işletme veya ekonominin borçlarının gelirine ya da ekonomik büyüklüğüne (örneğin GSYH’ye) oranlanmasıyla ölçülen; borçların sürdürülebilirliği ve geri ödeme kapasitesi hakkında bilgi veren gösterge.

Borsa:
Menkul kıymetlerin, emtiaların veya finansal sözleşmelerin belirli kurallar ve denetim altında alınıp satıldığı; fiyatların arz ve talep koşullarına göre oluştuğu organize piyasa.

Borsa İstanbul (BİST):
Türkiye’de sermaye piyasası araçlarının işlem gördüğü; pay senetleri, borçlanma araçları, türev ürünler ve kıymetli madenlerin alım satımının düzenli, şeffaf ve denetimli bir şekilde gerçekleştirildiği organize piyasa kuruluşu.

Boykot:
Bir kişi, grup veya toplumun; ekonomik, siyasi ya da toplumsal bir amacı gerçekleştirmek için bir malı, hizmeti, kurumu veya ülkeyi bilinçli ve örgütlü biçimde satın almaktan, kullanmaktan ya da desteklemekten kaçınması.

Bretton Woods Sistemi:
II. Dünya Savaşı sonrasında uluslararası para ve finansal istikrarı sağlamak amacıyla oluşturulan; döviz kurlarının ABD dolarına, doların ise altına sabitlendiği, Uluslararası Para Fonu (IMF) ve Dünya Bankası’nın kurumsal temelini oluşturan uluslararası parasal sistem.

Bütçe:
Bir devletin, kurumun veya işletmenin belirli bir dönem için öngörülen gelir ve giderlerini gösteren; mali hedefleri, kaynak tahsisini ve harcama önceliklerini ortaya koyan resmî mali plan.

Bütçe Açığı:
Belirli bir dönemde kamu harcamalarının, kamu gelirlerini aşması sonucu ortaya çıkan ve borçlanma ya da diğer finansman yöntemleriyle karşılanması gereken bütçe dengesizliği.

Bütçe Dengesi:
Belirli bir dönemde kamu gelirleri ile kamu giderleri arasındaki farkı ifade eden; bütçenin fazla, açık ya da denk durumda olup olmadığını gösteren mali gösterge.

Bütçe Fazlası:
Belirli bir dönemde kamu gelirlerinin kamu giderlerini aşması sonucu ortaya çıkan; borç geri ödemesi, tasarruf veya yatırım amacıyla kullanılabilen bütçe dengesi durumu.

Büyük Buhran:
1929 yılında ABD’de başlayan ve kısa sürede dünya geneline yayılan; üretim, ticaret ve istihdamda ciddi daralmaya yol açan, finansal piyasaların çökmesiyle derinleşen ve modern kapitalist sistemin en ağır ekonomik krizlerinden biri olarak kabul edilen küresel ekonomik bunalım.

Büyüme:
Bir ekonomide belirli bir dönem içinde mal ve hizmet üretim hacminin artmasıyla ortaya çıkan; genellikle reel gayrisafi yurt içi hasıladaki (GSYH) artış oranı ile ölçülen ekonomik genişleme süreci.

Büyüme Hızı:
Bir ekonomide mal ve hizmet üretim düzeyinin bir önceki döneme göre ne ölçüde arttığını gösteren; genellikle reel GSYH’deki yüzde değişim üzerinden hesaplanan ekonomik artış oranı.

Cari Denge:
Bir ülkenin belirli bir dönemde mal ve hizmet ticareti, birincil gelirler (faiz, kâr vb.) ve ikincil gelirler (transferler) kalemlerinden elde ettiği gelirler ile yaptığı ödemeler arasındaki farkı gösteren dış ekonomik denge göstergesi.

Bana bir mesaj at, ne düşündüğünü söyle.

© 2035 by Train of Thoughts. Powered and secured by Wix

bottom of page